16 Temmuz 2018 Pazartesi

HAMİLEYE TAVSİYELER (!)

ÇEVREDEN MOTİVASYON SÖZLERİ

Doğa 1 yaşına girdi. 1 sene nasıl mı geçti? Su gibi akıp geçmiş. Tek başına bebek bakmak çok zor, çocuk büyütmek sanat işi. Ailem olmasaydı lohusa depresyonuna girebilirdim. Çünkü girilmeyecek gibi değil yani. Kendinden geçip hayatını bebeğe göre planlıyorsun. Şimdi yakınımda bir hamile görünce içimden birçok şey geçirsem de sadece gözlerinin içine bakıp gülümsüyorum. Şunu bilmemiz gerekir; herkes hamileliği, doğumu farklı tecrübe eder. Ben bunu hamileliğim boyunca da biliyordum ama çevremdekiler konuşmaktan hiç vazgeçmediler. Maalesef ki kimseyi susturamıyorsun. Akılları sıra seni hazırlıyorlar ama ne yaptıklarının farkında değiller maalesef.

 Hamilelik haberini yavaş yavaş (1 gün sürdü) çevreye duyurduktan sonra sağ olsunlar çevrenin de motivasyon sözlerinin arkası hiç kesilmedi. E hani çok güzeldi? Yaşım geçmeden genç anne olmalıydım. Annelik harika bir şeydi. Ne oldu şimdi? Sanki bunları ben uydurdum. 9 ayın nasıl geçeceğinden tutun, çocuğun okul çağına kadar bir sürü kulağa küpe olacak (!) sözler. Şimdi gelelim bu motivasyon konuşmalarından örneklere: 

Bulantı: Bak gör ne biçim miden bulanacak. benim bulantım 1 ay sürdü, işe sürünerek geldim. İlaç kullanmadım. kokularından yemek yiyemedim (1 gün midem bulandı, doktora gittim, doktor iğne verdi, doğuma kadar hiç bulantı çekmedim ve bebeğim gayet sağlıklı doğdu, istediğim her şeyden yiyebildim, bunu söyleyen arkadaşlar da neden miden bulanmıyor, bizim çok bulanmıştı diye beni tekrardan motive etmeye çalıştılar sağ olsunlar)

Kilo: Senin bünyen müsait, çok kilo alırsın, ama emzirirken gidiyor çok su içersen, hamilelikte her şeyi yeme, araştır, bebeğe gitsin kilolar sen alma, ona göre beslen, çok hızlı kilo almışsın (17 kilo aldım ve doğumdan 3 ay sonra eski kiloma geri döndüm).

Alışveriş: Onu alma, bunu al, bak aldığına pişman olursun sonra, kullanmıyorsun kalıyor, bana alma dediler ben aldım kullanmadım başkasına verdim (Madem öyle neden aldın? Gönlümün istediği her şeyi alabildim çok şükür, evet hepsini kullanamadım ama verdiğimiz kişiler kullanır artık, nasip. İçimde kalmadı en azından). 

Cinsiyet: Kız mı? Erkek mi? Kız olsun sana arkadaş olur. Erkek çocuk anneye bağlı olur. Senin kalçalar büyük kız olacak gibi, göstermiyorsa kızdır (Evet bildiniz! Bebeğim kız).

Uyku: Başlarda bulantıdan uyuyamazsın. Karnın büyüdükçe rahat bir pozisyon bulmak zor oluyor, kramplarla uyanıyorsun. Gece tam sen yatarsın tekme atmaya başlar. Zaten doğduktan sonra hiç uyuyamayacaksın. En iyisi karnında olması (O zaman neden doğuruyoruz anlayamadım?).

Güzellik ve bakım: Kız çocuk anneden güzelliği alır derler. Doğumdan sonra duşa bile giremeyeceksin. Yağlı saçlarla gezeceksin. Çocuk olduktan sonra bakımlı olmak çok zor ( Evet aynaya bakmak istemediğim günler oldu, mutlu musunuz?).

Ve can alıcı madde Doğum: Normal mi istiyorsun, sezeryan mı? Sen normal doğuramazsın. Sezeryan da dikişler çok acıyor. Normal doğum yapan daha çabuk iyileşiyor. 7 saat suni sancı verdiler, sonra sezeryana aldılar (7 saat sancı çektim. Bağıra ağlaya normal doğurdum demek isterdim ama zorla normal doğurtuldum diyebilirim. Sezeryan diye feryat ettim ama kimse beni sallamadı).

Sonuç olarak; her bünye hamileliği farklı deneyimler, doğumu farklı yaşar, bebekler farklı davranır. Hormonları (yukarıdaki örnekte olduğu gibi) devamlı değişen hamilenin moralini bozmak, kafasında soru işareti koymak size ne kazandırıyor? Hamileler sizden destek isterlerse onlarla konuşun, yoksa gerekli gereksiz bilgilendirme yapmayın. Hele ki o kötü doğum örneklerinizi kendinize saklayın. Canlarını sıkmayın tamam mı? :) 


















  

29 Mayıs 2018 Salı

ÇALIŞAN ANNE PANİĞİ

                                     

 ÇALIŞAN ANNE PANİĞİ


                                        
                   

            10 aylık doğum iznimin ardından benim de işe başlama vaktim gelmişti artık. Zaman yaklaştıkça bir yandan 9 aylık bebeğimi ek gıdaya alıştırmaya çalışırken, bir yandan da acaba bensiz evde kalabilecek mi sorusuyla boğuşuyordum.

            Sosyal medyadaki gruplara üye olup çalışan anneler bu süreci nasıl atlatmışlar onları okumaya başladım. Sonuçta her şeyi oradan öğreniyorduk ve birçok tecrübeli insanla yazışabilirdim. Ortada konu ile ilgili birçok görüş vardı. Çalışan anneler geri işe dönmenin anneye ve çocuğa katkılarından bahsediyorlar, çalışmayan anneler ise çocuğun anne yanında büyümesinin çocuk gelişimi açısından daha önemli olduğunu savunuyorlar. Bir de çalışmayıp çalışmak isteyen, evde vaktin nasıl geçtiğini anlamadığını söyleyen bir grup anne var. İki tarafın da kendince haklı sebepleri var tabi. Ben yazılanları okurken, henüz işe başlamadığım için, bebeğimi bırakacağımı düşündükçe, çalışmayan annelerin söyledikleri daha mantıklı ve cazip geliyordu. Şunu da belirtmeliyim ki, bebeğime annem bakacak, evi işyerine yakın tuttuk, günlük 1 buçuk saat süt iznim var ve eve arabayla gidip geliyorum. Yani şükürler olsun ki birçok imkana sahiptim, bebeğimi mağdur etme gibi bir durumum yok. Ama buna rağmen içim rahat etmiyordu. Çalışmak istiyordum, işe gidip gelmek kafamı dağıtabilirdi ve doğum iznim sürecinde maaş almadığım için maddi yönden de çalışmak iyi olacaktı. Ben de bulunduğum konumu iki taraflı değerlendirmeye başladım.

            Doğum izninde olan kadın günlerce sadece bebeğiyle ilgileniyor. Çoğu zaman duş almaya, tuvalete gitmeye bile fırsat bulamıyor. Elime kitap alıp okuyayım, dışarı çıkıp, kahve yudumlayıp, havamı alayım diye lüksü de olmuyor. Ben annem yanımda olduğu halde bu haldeydim. Çalışmak isteyen anne bu imkanları bir nebze yakalayabiliyor ve ev sorumluluğundan uzaklaşarak kendini deşarj edebiliyor. Çalışan anne vicdansız, bencil, bebeğini ihmal eden anne değildir. Çalışan anne kendine vakit ayırarak, işiyle kafasını dağıtarak akşam eve gelen ve bebeğiyle doyasıya vakit geçiren annedir. Bazı çalışmayan anneler çalışırlarsa çocuklarıyla kaliteli zaman geçiremeyeceklerini düşünüyorlar. Fakat çocukla uzun zaman geçirme, kaliteli zaman geçirme anlamına gelmez. Gün boyu çocukla uğraşan anne bunalabiliyor ve bazen isyan ediyor, bazen bıkkınlık hissediyor, bazen sabrı taşıp çocuğa bağırabiliyor. Bunları yaşamakta çok haklı. Fakat çalışan anne işyerinde çocuğunu özlüyor, ona kavuşacağı zamanın hayalini kuruyor, işteki stresinden kurtulmak için kendini çocuğunun gülüşüne bırakmak istiyor. Eve gider gitmez de her fırsatta çocuğuyla ilgilenmek için can atıyor. Çocuğunu bakıcıya teslim eden anneler de var. Evet onların aklı çocuklarında daha çok kalıyor ama onlar da çocuklarına faydalı olmaya çalışıyorlar ve bunun için sabrediyorlar.

            Şuan çalıştığım için memnunum. Eğer denemeden yapamayız diye işi bırakmış olsaydım daha sonra pişman olabilirdim. Öğle arasında bebeğimi emzirmeye gidiyorum. İşten sonra onunla bol bol vakit geçirmeye çalışıyorum. Kendime vakit ayırdığım için de daha enerjik oluyorum. Kazandığım parayı kızıma harcayacağım için iyi hissediyorum. Evet her şey her zaman yolunda gitmeyebilir ama yaşadığımız zorlukların üstesinden de gelmeye çalışmalıyız bazı şeyleri göze alıyorsak. Çalışan annenin de çalışmayan annenin de kendince haklı tarafları var. Herkes içinde bulunduğu duruma göre hareket etmeli. Ama çalışmaya başlayacak anneler, sakın kendinizi suçlu hissetmeyin, çocuğunuza ne kadar faydalı olabileceğinizi düşünün. Çalışmanız sizi kötü bir anne yapmaz. Başkalarının söylediklerinin sizi üzmesine izin vermeyin. Bu sizin hayatınız. Kendi düzeninizi eşinizle, çocuğunuzla kurun, başkasının lafıyla değil.    

           Sevgiler.....



1 Şubat 2018 Perşembe

BEN DE TİPİK ANNE OLMUŞUM!

   Evet artık Doğacık ile yaşama alıştığıma göre yazmaya başlayabilirim :)

   Önsöz: Doğacık benim minnoş kızım ve 7 aylık :)
 
   Bugün bir kez daha farkettim ki ben de o 'tipik' annelerden olmuşum. Bugün hastaneye gitmiştim ve Doğa'ya annem baktı. Annem baksa da aklımın Doğa'da kalmasının sebebi uyandığı zaman emme isteği (evet evet emiyor, ne sandınız tabiki emecek (Doğumdan sonra 1 hafta emziremeyen, emzirmeyi emzirme ebesinden (emzirme ebesi:emzirmenin ebesi de mi olur demeyin, oluyormuş, işe de yarıyormuş, ben de emziremeyince doktorun bize emzirme eğitimi yazmasıyla öğrendim) yardım alan anne) ).  Ahh yazcak çok şey var, o yüzden laf lafı açıyor. Neyse konuya döneyim. Doktora muayene için kaydımı yaptırdım ve doktor ultrason verdi. Ultrason sırası almak istediğimde saat 9.30 iken bana verilen randevunun 11.00 olduğunu öğrenmemle birlikte kafamda deli sorular dolanmaya başladı. Acaba Doğa uyandı mı? Ağladı mı? Ya uyanınca emmek isterse? Annem mama verdiğinde yemezse? Bu soruların cevabını düşünürken telefonla uğraşıp kafamı dağıtmaya karar verdim ki bir de ne göreyim??? Galeride Doğacık'ın fotoğrafları! Bak bak sev. Fotoğrafı telefonun arka planı yap. Etrafta dolanan çocukları Doğa'yla karşılaştır ve en güzeli yine Doğacık oldu :) İş yerindeki arkadaşlar böyle yaptıkları zaman hep düşünüyordum ben de mi böyle davranacağım diye. Evet davrandım, öyle oluyormuş yani, bir anda oluyor herşey. Yüreğin pır pır ediyor :) Yalnız kötü olan ben martın sonunda işe başlayacağım. Sanırım o zaman aldığım nefes Doğacık olacak :( Allah çocuklarımıza sağlık versin de gerisi hallolur.